FAKİR BAYKURT KİMDİR?

Fakir Baykurt 15 haziran 1929 yılında burdurun fakir ilçesi olan yeşilova ilçesinde dünyaya geldi.Fakir bir ailenin çocuğudur.1948 yılında Gönen köy enstitüsünü bitirdi.5 Yıl boyunca köy'de öğretmenlik yapmıştır.1955 yılında ise Ankara'da bulunan Gazi eğitim enstitüsünden mezun oldu.Öğretmenliğini Sivas ve Şavşat'ta gerçekleştirdi.

FAKİR BAYKURT'UN EDEBİ YÖNÜ ;

Şiirlerinden sonra kısa öyküler ve köy notları yazan sanatçı ilk şöhretini köy gerçeklerini toplumcu ,gerçekçi bakış açısıyla ele aldığı Yılanların Öcü Adlı romanıyla yakalamıştır.

Romanlarının temel yapısı ağa-ırgat,halk-idare,zengin-yoksul gibi sınıf çatışmalarıdır.Onuncu Köy,Tırpan ve Kaplumbağalar adlı romanlarında mesajlarını daha açık verebilmek için sapmalardan yararlanmıştır.
Irazcanın Dirliği ve Kara Ahmet Destanı eserlerinde Yılanların Öcü ile bağlantılı olarak köyden kente göçen bir ailenin trajedik hale bürünen hayatını ve köyde kalan yakınlarının ruhsal bunalımlarını ele alır.
Onuncu Köy'de  yerleşik düzene karşı bir düşünceyi ön plana çıkarmıştır ve düzenin  koruyuculuğunu da devlet adına jandarmalar üstlenmiştir.Din adamları da düzenden yana görüş belirtince okul-cami çatışması ortaya çıkar.
Amerikan Sargısı adlı eserinde köylülerin iç dünyasını,tutkularını köye özgü entrikaları yerel konuşma diliyle ve betimlemelerle ele almış bilinçlenen köylünün kendini sömürenlere karşı direnişini gözler önüne sermiştir.
Tırpan Romanında çirkin yaşlı ama zengin olan Musdu ağa'nın henüz 13 yaşında olan güzel ama yoksul dürüyü almak için yaptığı entrikalardan düğün gecesi bilinçlenen Dürü tarafından tırpanla öldürülüşünü anlatır.

DENEME NEDİR?

Herhangi bir konu hakkında düşündürücü,öğretici,yazarın içtenliğinden gücünü alan,inandırıcı,ufuk açan özellikleri olan öğretici metin türüne Deneme denir.Deneme Ben Merkezli bir yazıdır ,Denemede konular yazarın duygu ve düşüncelerine göre değerlendirilir.Denemede konu bakımından sınırlama yoktur.Denemeyi diğer türlerden ayıran en önemli nokta ise Denemenin dil ve söyleyiş özellikleridir.Denemelerde tarihi,sosyoljik,felsefik konular ele alınsa da Dil bayalaşmadan içtenlikle ve bir takım kavramların ağırlığından uzak ciddi bir anlatımla belirlenir.Denemede yalın,akıcı,duru bir anlatım vardır.Denemede genellikle açıklayıcı,söyleşmeye bağlı ve düşsel anlatım vardır.Dil Genellikle göndergesel ve heyecana bağlı işlevde kullanılır.

DENEME YAZARININ AMACI NEDİR ?
Deneme yazarları okuyucuyu düşündürmeye yönelik samimi bir anlatımla karşıdaki kişinin ufkunu açmayı amaçlamaktadır.
Deneme yazarı sorgulayıcı ,araştırıcı,Geniş kültür ve yeteneğe sahip olmalıdır ve denemeyi yazarken düşüncelerini karşıdakine kanıtlama yönlendirmelidir.Deneme yazarı eleştriye açık olmalıdır,kendi doğrularının dışında doğruların olabileceğini bilmelidir.

KONULARINA GÖRE DENEMELER ;

1.Kişisel Hayatı Konu Alan Denemeler :  Yazar gözlem ve deneyimlerinden yararlanarak izlenim, söyleyiş ve anılarından beslenir ve samimidir.

2.Öğretici Eleştirel Denemeler : Öğretici yönü ağır basan denemelerdir.Araştırıcı ve Gerektiğinde yazar bilimsel davranır ancak katı değildir.

3.Sosyal ve Felsefik Konulardaki Kişisel Denemeler :  Okuyucuya felsefe zevki aşılamaya çalışan yazar tutarlı bir dünya görüşüne ve bilgeliğe erişme amacındadır.

DENEMENİN DÜNYA VE TÜRK EDEBİYATINDAKİ TARİHÇESİ :
Deneme türünün Dünya edebiyatındaki ilk örneği Montaigne'nin yazdığı Denemeler adlı eseridir.Bacum'da dünya edebiyatında ünlüdür.Türk Edebiyatında,Cumhuriyet döneminde bu türde nitelikli eserler verilmiştir.Bu alanda öncülük edenlerin başında 
AHMET HAŞİM : BİZE GÖRE VE GURABAHANE-İ LAKLAKAN 

NURULLAH ATAÇ : GÜNLERİN GETİRDİĞİ

SUUT KEMAL YETKİN : GÜNLERİN GÖTÜRDÜĞÜ  VE DÜŞÜN PAYI

AHMET HAMDİ TANPINAR : BEŞ ŞEHİR

SABAHATTİN EYÜPOĞLU : MAVİ VE KARA ADLI ESERLERİ VARDIR.

IRAK NASIL BİR ÜLKEDİR?

En eski doğu uygarlıkları bugünkü ve topraklarının yer aldığı Mezopotamya ovalarında doğmuştur.bu topraklarda yaşayan halkların aşırı yayılmaları yabancı halkların karşı istilasına neden olmuş ve Mezopotamya bir çöküntü içine girmiştir.Arap fetihleri ve Müslümanlığın bölgeye yerleşmesi üzerine ırak-ı Arap adını alan Mezopotamya yeniden canlanmış ve Irak üslüman İmparatorluğu'nun en önemli eyaletlerinden Biri haline gelmiştir.yirminci yüzyılın başlarına kadar bölgedeki önemini koruyan Irak irinci Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu'ndan kopan parçalardan biri üzerine kurulmuştur.Bu topraklarda tarih boyunca süren savaşlar,ayaklanmalar ve darbeler Irak kurulduktan sonra da devam etmiş ve 1970 lerin sonlarına doğru hemen hemen sürekli hale gelen cinsel çalkantılar ortaya çıkan mezhep anlaşmazlıkları yüzünden iyice alevlenmiştir.İran'da İslam Cumhuriyeti'nin kurulması üzerine Irak yönetimi pehlevi döneminde İran'a verilen Toprak ödüllerini geçersiz kılmak ve İran'da Arapça konuşan halkın yaşadığı huzistan üzerinde hak idaalarını gerçekleştirmek için girişimlerde bulunurken 1980 yılında İran ile savaşa başlamıştır.bBaşlangıçtaki Barış girişimlerinin sonuç vermemesi üzerine tekrar başlayıp 8 yıl süren bu savaş 1990 yılında sona ermiş ve daha yaraları sarılmadan Irak petrolü anlaşmazlığını bahane ederek Kuveyti işgal etmiştir.işgal başta Abd olmak üzere tüm dünyada tepki ile karşılanmış ve BM Güvenlik Konseyi tarafından yapılan müdahale sonucu Körfez savaşı başlatmıştır.1991 yılında yapılan ateşkese rağmen Savaş 1993 yılında yapılan hava saldırısıyla son bulmuştur.Ardından 2003 yılında başlayan Irak savaşı ülkedeki bütün dengelerin altüst olmasına yol açmıştır.Amerikan işgali altındaki Irak mezhep çatışmaları ile birlikte her gün onlarca kişinin hayatını kaybettiği bir çıkmaza sürüklenmiştir.Irak topraklarında belirsizlik halen devam etmektedir.

SADDAM HÜSEYİN ;

1937 de Doğan Saddam Hüseyin el tikriti.1979 yılında Irak başbakanı oldu.1957 baas partisine giren Irak başbakanı Abdülkerim kasma karşı suikast girişimine katılan, Birkaç yıl hapis ve sürgün hayatı yaşayan adam kısa sürede baas Partisi'nin liderlerinden Biri haline geldi partinin 1968 de iktidara gelmesiyle sonuçlanan darbede önemli rol oynadı ve 1979 da devlet başkanı Ahmet Hasan El Bekr'in yerine geçti.İran savaşı, Halepçe Katliamı, Körfez Savaşı ve Irak savaşı gibi felaketlere yol açan uygulamaları ile tanınan Saddam Hüseyin ABD İngiltere ve koalisyon güçlerinin 2003 yılındaki işgali sırasında iktidardan alaşağı edildi.bir süre Kaçak hayatı yaşayan ve işgale karşı Irak halkını örgütlemeye çalışan Saddam Hüseyin 13 Aralık 2003 yılında Amerikan güçleri tarafından doğum yeri olan Tikridde bir sığınakta ele geçirildi.2004 yılında Irak mahkemesinde yargılanmaya başlanan Saddam Hüseyin 30 Aralık 2006 da idam edildi.

KÜBA NASIL BİR ÜLKEDİR?

Yerli halkını Güney Amerika'dan adaya gelen Guanahatabey ve Kibanilerin oluşturduğu Küba'ya1492 de ayak basan ilk Avrupalı Kristof Kolomb oldu.1511 de Diego velazquez'in Havana kentini kurmasıyla İspanyollar adaya geldiler ve yerli halkı bütünüyle yok ettiler. Afrika'dan getirilen zenci kölelerin yerleştirildiği Küba 400 yıldan fazla bir süre İspanyol sömürgesi olarak kaldı.xix yüzyılda birçok kez zenci kölelerin başkaldırısının sahne olan Küba'da kölelik 1886 da kaldırıldı.On dokuzuncu yüzyıldan itibaren adada büyük bir ekonomik güç haline gelen Amerikalılar gönüllü birliklerle adayı ele geçirmeye çalıştılar. bu girişim sonuç vermeyince adayı yavaş yavaş satın almaya dahi denediler.1898 de ABD'nin yardım ettiği bir ayaklanma sonucu bağımsızlığına kavuşan Küba ABD birçok ayrıcalık tanımak zorunda kaldı.bu tarihten itibaren ekonomik ve siyasi açıdan ABD bağımlı hale gelen ülkede diktatörlük dönemi başladı. Kübalılar 1953 te diktatör Batista'nın yozlaşmış rejimine karşı bir hareket başlattılar.26 temmuz hareketi adını verdikleri örgütün başında Fidel Castro ve Che Guevera bulunuyordu.Gerilla savaşı 1959 da diktatör Batista'nın yurt dışına kaçması ile sonuçlandı.Bunun üzerine iktidara gelen Fidel Castro bir diz Reform başlatarak Amerika Kıtası'nda ilk Sosyalist Cumhuriyeti kurdu

EKONOMİ ;

Planlı ekonominin uygulandığı Küba'da mülkiyet devletin elindedir.Eski SSCB ve diğer Sosyalist devletler ile sıkı ilişki içinde olan Küba ekonomisi uzun yıllar bu ülkelerle yapılan alışverişe dayalı olarak yaşadı.Devrim öncesi şeker kamışı ve tütün ağırlıklı bir tarım ülkesi olan Küba yıllar içerisinde üretimini çeşitlendirerek birçok Sanayi dalının kuruluşunu gerçekleştirildi.Dünyanın sayılı nikel üretici arasında yer alan Küba'da Ayrıca Demir Manganez krom ve bakır çıkarılır.şeker kamışı ve tütün üretimi oldukça gelişmiş olan Küba'nın diğer önemli ihraç ürünleri arasında muz ananas ve greyfurt yer alır.SSCB'nin ve eski doğu bloku ülkelerinin dağılmasından sonra oldukça zor duruma düşen ve ABD ambargosunun artan baskılarına dönmeye çalışan Küba kendisine yeni çıkış Yolları aramakta ve birçok ülkeye ile ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır.Son yıllarda yapılan kısıtlı reformlar sonucu bugün ülkede özel teşebbüse ve yabancı sermayeye çeşitli olanaklar sağlanmaktadır


ATOM NEDİR?

Atom kelimesi yunanca kelime olan atimos'dan türetilmiştir.Bölünmez veya ayrılmaz anlamına gelmektedir.Fakat yapılan araştırmalar  atom altı parçacıkların, yani elektron, proton, nötron ve kuarklar içine daha fazla bölünebilir olduğunu kanıtlamıştır.Atom yer kaplar ve kesin bir kütleye ve hacme sahip herhangi bir maddenin temel birimidir.Bir atom üç büyük atom altı parçacıklarından yani proton, elektron ve nötron'dan oluşur.Elektronlar çekirdeğin etrafında bir bulut oluşturacak şekilde elektromanyetik kuvvetler tarafından çekirdeğe bağlıdır.Bir atomun merkezinde proton ve nötronları içeren bir çekirdek bulunur ve buna topluca nükleonlar denir.Bir atomun kessin bir sınırı ve yapısı yoktur.

Atom, Çekirdek ve katmanlar olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır.Çekirdek hacim bakımından baya küçüktür fakat Atomun tüm kütlesini çekirdek oluşturur. Çekirdeğin içinde  proton ve nötronlar bulunmaktadır. Elektronlar da çekirdeğin  çevresindeki katmanlarda bulunur.

ELEKTRON ;

1897 yılında J.J.Thomson tarafından keşfedildi, bir elektron negatif elektronların ve pozitif yüklü protonlar arasındaki çekim kuvveti ile çekirdeğe bağlı hafif atomaltı parçacığıdır.Elektron β- veya  e- simgeleri ile ifade edilmektedir.Elektronların bileşenleri veya herhangi bir alt yapıları yoktur.Protona göre daha az bir kütlesi vardır.Elektron'un kütlesi proton'un kütlesinin neredeyse 1/1836'sı kadarıdır.
Atom'daki tüm parçacıklarda olduğu gibi elektron'da hem parçacık hem dalga olma özelliğine sahiptir bu nedenden dolayı diğer herhani parçacıklarla çarpışabilir ve tıpkı ışık gibi kırılabilir.Elektron'un kütlesi diğer parçacıklara göre daha az olduğundan Elektron'un bu özelliklerini gözlemlemek diğer parçacıklara göre daha kolaydır.Elektron'un büyük rol oynadığı fizik alanları Elektrik,Yerçekimi,Elektromanyetizma,Manyetizma ve termal iletkenlik gibi alanlardır.

PROTON ;
Bir diğer atomaltı parçacığıda Proton'dur.Fakat Proton artı yüklüdür.Elektronlar'dan daha farklı biçimde atomla aynı ağırlıkta her türlü hesaba katılacak bir düzeyde kütleye sahiptirler.Bir aşağı iki de yukar olmak üzere 2 kuarktan oluşur.Bir elektron'un kütlesi bir proton'un kütlesinden yaklaşık olarak 1836 kez daha azdır.Fakat henüz bilinemeyen bir nedenden dolayı Elektron ve Protonun yükü aynıdır.Atom içeriğinde her türlü pozitif yük taşıyan taneciğe proton adını vermekteyiz.Buna yük birimi denir. Proton ve Elektronun yükü eşit fakat ikisi birbirinden farklı ters işaretlidir.

BALIK FAYDALARI

Uzmanlara göre, sağlığınızı ve metabolizmayı korumak için haftada en az iki defa balık yenilmelidir.Ayrıca bunun yanında bazı araştırmalar sonucu düzenli bir şekilde balık yemenin hem fiziksel açısan hem ruhsal açıdan vücuda faydalı olduğunu göstermektedir.

Hemen hemen tüm balıklar yararlıdır bizim için ama özellikle somon,sardalya,ringa ve uskumru kalp hastalıkları veya felç riski olan kişiler tarafından tüketilmelidir çünkü bu saydığımız balık türleri omega-3 bakımından baya zengindir

Aynı zamanda bu omega-3'ün bir diğer etkisi agre
gasyon ve damar genişletme konusundadır.Bu faydalarından dolayı kalp ve damar sağlığı için balık bolca tüketilmelidir.

Konserve türü balıklardan olan ton ve sardalya aynı süt gibi ürünlerin yanında beslenme açısından daha çok kalsiyum bulundurmanın en kolay ve en faydalı yoludur.

Bilindiği üzere şeker hastalarının en çok etkilendiği rahatsızlıklar genelde kalp hastalığı ve felç riskidir.Bu nedenden dolayı balık tüketmek şeker hastalıkları bulunan kişilerin daha çok  balık tüketmesi faydalı olucaktır.
Omega-3'ün yağlarının antikanserojen olduğu birçok bilimsel araştırma sonucu ortaya konulmuştur.Uzmanlara göre bir diyetin omega-3 bakımından zengin bir şekilde yapılması tümör gibi hastalıkların oluşumunu oldukça azaltmaktadır.

Günümüzde İnsanlar ortalama 60-65 yaşlarına geldikleride yüzlerinde kırışıklıklar baş göstermeye başlar.Hem cildiniz daha güzel görünümü ve sağlığı için hemde yaşlılıkla daha geç bir yaşta karşılaşmak istiyorsanız balık tüketimi bu konuda size faydalı olucaktır.

Geçtiğimiz yıllarda Avusturyada yapılan çalışmalarda hamilelik döneminde olan kadınların ilk 5-6 ay sırasında balık yağını bolca tükettiği bir diyet uygulaması çocuklarının daha dirençli,zeki ve çevik olmasına yol açtığını göstermektedir.
Birçok kişi tarafından balığın kilo aldırdığı söylenmektedir fakat bu tamamen kulaktan dolma bir bilgidir icinde bulundurduğu omega-3 yağlarına karşın genelde balıklar az yağlıdır ve asla kilo aldırtmazlar.

EN FAYDALI 5 MEYVE






İNCİR VE ZEYTİN;
Bu iki meyvenin ortaya çıkışı yani kökenleri baya eski sayılır.Diğer bölgelerdekine göre daha az bilinsede mardin zeytinide bilinen ünlü zeytinlerdendir.Özellikle Ege bölgesi de zeytin ve incir meyveleri ile ünlüdür.Ayrıca incirin her derde deva şifalı bir bitki olduğuda bilinmektedir.

TAZE ÜZÜM;

Genelde üzüm aldığımız sırada çekirdeksiz olmasına dikkat ederiz veya çekirdekli üzüm yerken çekirdeğini yememektedeyiz.Fakat omeaga bakımından zengin olduğundan üzüm yerken çekirdekte çiğnenmelidir faydalıdır,kanseri önler özellikle beyaz üzüm çok yararlı ve şifalı meyvelerdendir kolon kanserine yakalanan insanlar için birebir bir besindir.

KİRAZ;
Kiraz,ülkemizde ve dünyada çokca tüketilen popüler bir meyvedir buna rağmen ülkemizde bu meyvenin yararları yetkili insanlar tarafından kamoyuna belirtilmediği için insanlar bunun faydaları tam olarak bimiyordu ancak son yıllarda bu alanda yapılan çalışmaların sayısının artması insanların da daha bilinçlenmesine yol açtı
Kirazın birçok faydası var bunlardan en önemlisi kirazın antioksidan bakımından zengin olmasıdır.Bu antioksidan zenginliği sayesinde vücuttaki bir çok bölüm hücre hasarına karşı direnç gösterir.

AVAKADO;
Enerji değerleri bakımından ele alıcak olursak avakadonun enerji değeri daha yüksektir.Aynı zamanda avakado bol bol yağ ve protein içermektedir.Ayrıca avakado besleyici bir besindir,bunun nedeni içinde bolca miktarda A Ve E vitaminin yanında bolca potaayum içermesidir.Avakado da kiraz gibi iyi bir aktioksidandır ve bunun yanında kalp ve damar sağlığı bakımımdanda çok faydalıdır.

PORTAKAL;

Turunçgiller ailesinde olan portakal C vitamini bakımından zengin bir turunçgil aileai üyesidir.Bu turunçgil ailesinin üyesinin yetiştiği ağacın boyu 2 veya 2.20 arasındadır.Portakal ağacınının yaprakları oldukça serttir.Portakal aynı zamand B vitamini ve bolca magnezyum ,kalsiyum içermektedir.Kış aylarında en çok tüketimi yapılan bir meyvedir özellikle bu mevsimde görülen hastalıklara karşı vücudun direnc göstermesi için tüketilmelidir.
Yağlı ve karma ciltlerle ilgili rahatsızlık yaşıyorsanız portakal suyu bunun için çok faydalı bir besindir ancak portakal suyu sıkıldıktan sonra üzerinden çok zaman geçmeden içilmelidir çünkü içindeki faydalı içerikler besin değerini kaybedebiliyor.

MEHMED UZUN KİMDİR

Mehmed Uzun,1953 yılında Urfa'nın Siverek İlçesinde Dünyaya geldi.1977 yılından başlayarak ölene kadar yani 2007 yılına kadar Avrupa'da(İsveç) yaşadı.Türk Vatandaşlığından çıkarılmasının sebebi Türkiye'de aleyhine açılan davalar ve İftiralardı.Edebi Eserlerini Kürtçe,Türkçe ve İsveçce olmak üzere 3 dilde ortaya koydu.Çok dil bilen ve Kültürlü Olan Uzun Yaşadığı İsveç'de  uzun yıllar boyunca Yazarlar Birliği Yönetim kurlunun üyesi idi.Bunun yanında isveç ve uluslararası Pen Kulüplerinin Aktivitelerinde Çalıştı.Bu dönemde ayrıca İsveç ve Dünya Gazeteceleri Birliğininde üyeliğini yapmıştır.Günümüze dek Yedi tane kürtçe romanı bulunan mehmed uzun'un romanları çeşitli dillere çevrilmiştir.Aynı zamanda Yazdığı denemeleri de birçok dergi ve gazetede 15-16 dilde yayımlandı.Mehmed Uzun yazdığı bazı kitaplar yüzünden 2001 yılı ilkbahar mevsiminde yargılanmıştır Bu kitaplar ''Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık ve Nar Çiçekleri''adlı deneme kitaplarıdır.Bu yargılamaların sonunda Mehmed Uzun aklanmıştır.Yine 2001 yılında Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından verilen Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülünü,Roman sanatına olan ciddi katkılarından dolayı Almanya(Berlin)Kürt Ens
titüsü'nün Edebiyat ödülünü ve 2002 yılında İsveç Kültür Mirasına Kattığı çok önemli değerlerden dolayı İsveç Akademisi Tarafından verilen Stina-Erik Lundeburg ödülünü almıştır.

2006 yılları sonuna doğru Mide kanserine yakalanan Mehmed uzun,uzun süre tedavi gördü fakat Kansere yenik düştü ve 11 ekim 2007 günü Diyarbakır Erganide Yaşamını yitirdi.
13 ekim günü Diyarbakırın Büyük camilerinden olan Ulu camide kılınan cuma namazının sonrasında cami önündeki kalabalıktan Ahmet Türk,Şerafettin Elçi,Yaşar Kemal gibi ünlü isimler konuşma yaptı .Cenazesi Konuşmaların ardından Mardinkapı mezarlığından toprağa verildi

SÜT VE FAYDALARI

Sağlık açısından tüketimi çok önemli bir besin olan süt özellikle çocukların büyüme ve gelişme evrelerinde hem iskeletlerinin sağlığı hemde uyku düzenleri için faydalıdır.Bizim insanlarımız genelde sütü bebekken yada 4-5 yaşlarına kadar tüketir.Yaş ilerledikçe sütün faydaları unutulur ve sütün tüketimi gittikçe ihmal edilir.Ama süt'deki vitaminler ve mineraller her yaşta insan sağlığına çok ciddi katkılar sağlar.Bu yüzden süt tüketimi sadece bebeklik ve çocuklukta kalmamalı aksine gençken ve yaşlanırken dahada artmalıdır.

A ve C Vitamini açısından bol zengin bir besin kaynağı olan süt ayrıca önemli ölçüde kalsiyum ve potasyum da içermektedir.Bunun yanında protein ve demir gibi diğer yararlı maddeleri de içerir.

SÜTÜN FAYDALARI ;


ZİNDE KALMAK ;

Süt Vücudu zinde tuttuğu için düzenli spor yapanların favori besin kaynağı olarak bilinir.
Özellikle spor yapanlar antrenman sonraları yoruldukları için düşük yağlı süt tüketmektedirler.
Ayrıca Kaslarda daha fazla belirginlik sağlamak ve vücutta istenmeyen yağların daha hızlı atılması da yine süt sayesinde sağlanabilmektedir.


KEMİK GÜÇLENMESİ ;

Bol miktarda kalsiyum içeren sütler genelde düşük yağlı sütlerdir.230 miligram kalsiyum hemen hemen bir bardak düşük yağlı süt tüketimiyle sağlanır.230 miligram kalsiyum da vücudun çok güçlü kemik yapısında gerekli olan kalsiyum miktarının yaklaşık %31 ini karşılamaktadır.


OBEZİTE SORUNU ;

Obezite özellikle ülkemizde büyük bir sağlık sorunu haline gelmeye başladı son yıllarda.Obezite,sorunu çok az bir enerji harcanarak önlenebilmesine rağmen ihmal edilip büyük problem haline gelebiliyor.Özellikle düşük yağlı sütler obezite için alınacak en önemli önlemdir.
Yani düşük yağlı süt tüketerek hem çocuklukta hem yetişkinken obezite sorununu tamamen yok edebiliriz.

DİŞ VE BAĞIRSAK SAĞLIĞI ;

Düşük yağlı süt tüketiminin bir diğer yarar sağladığı organ da bağırsaktır.Bağırsak sağlığı için çok önemlidir düşük yağlı süt tüketimi.Gün boyunca enerjik olmak ve kabızlık ve ishal gibi rahatsızlıkları ortadan kaldırmak için süt tüketimi 1 numaralı yöntemdir diyebiliriz.
Sağlıklı saç ve hem sağlıklı hem parıldayan dişlere sahip olmak için de düşük yağlı süt tüketimi birebirdir.Bunun nedeni sütün bolca kalsiyum içermesidir.

BADEMİN FAYDALARI VE ZARARLARI

Dünya badem tüketimi sıralamasında ilk 10 ülke içerisinde olduğumuz Badem,kışın yaprak döken ve 10 metreye kadar büyüyebilen bir ağaçtır ve yanlızca akdeniz ikliminin görüldüğü yerlere özgü bir ağaç olan Badem ağacının sert tohumudur.Badem ülkemizde çok sık tüketilmektedir.Sadece kuru yemiş olarak vücuda iyi gelen bir yiyecek olmayan bademin aynı zamanda badem yağı da Cilt ve saç bakımına iyi gelmektedir.Bademin içeriğine gelicek olursak badem kendisi vitamin,mineral ve yüksek oran potein içermektedir.


KOLESTEROL ;
Güçlü Kolesterolu düşürmek ve kalp'ten oluşabilecek hastalıklara karşı korunmak için Badem sıklıkla önerilir.Bu bağlamda yapılan tüm uygulama ve araştırmalar düzenli bir şekilde badem tüketmenin ciddi bir şekilde kalp ve damar hastalıkları riskini azalttığının göstergesidir.Yüksek Kolesterolu bulunan bir yakınınız veya tanıdığınız varsa badem tüketmesini önermek ona karşı yapabileceğiniz en güzel iyiliklerden biri olucaktır.

DİYABET;
Diyabet hastalarında daha çok yemekten sonra yemeklerden sonra karşılaşılan kan şekeri yükselme ve dalgalanmalarını azaltmakta yine badem vazgeçilmez bir yiyecektir.Bazı gıdalar yüksek glisemik indekse sahiptirler ve bu indeks bazen dalgalanmalar yaratabilir,badem bu yüksek glisemikli dalgalara karşı tüketilebilecek besinlerdendir.

KEMİK SAĞLIĞI
Kalsiyum,fosfor ve magnezyumun kemiklere bir çok faydası olduğunu hepimiz biliyoruz.Bademde,kemik için önemli olan bu minerallerden bolca bulunur.Bir insan 40 gram badem tüketerek,günlük potasyum gereksiniminin %10,Fosfor ihtiyacının %15 Ve Magnezyum gereksiniminin ise hemen hemen %25'ini karşılar.
D vitamini ve kalsiyum seviyesinin düzenlenmesi açısından önemli bir mineral olan Magnezyumda yine bademde bulunur.

BADEMİN ZARARLARI

Aşırı fazla alındığında her yiyecek gibi bademinde zararlı ortaya çıkabilmektedir.En önemlisi bademin kalorisinin yüksek olduğunu unutmamak lazım.Eğer diyet yapıyorsanız ve diyetiniz sonunda olumlu sonuçlar almak istiyorsanız her öğün arası 1 avuç badem yiyebilirsiniz ama bu miktarın 1 avuç'dan daha fazla olmamasına dikkat etmelisiniz.

Günlük E vitamini ihtiyacı yaklaşık 50-60 gram bademle karşılanabilmektedir.Yendiğiniz diğer yiyeceklerdeki E vitamini miktarı ile bu ihtiyaç fazlasıyla karşılanabilir ama daha yüksek değerde bir doz almış olursunuz.Bu doz aşımı 2-3 gün sürerse bir soruna neden olmaz ama bunu haftalarca sürdürürseniz bulanık görme,baş ağrısı,şişkinlik ve ishal gibi problemlerle karşılaşabilirsiniz.

ALS HASTALIĞI NEDİR?

ALS veya uzun ismi ile Amyotrofik lateral skleroz aynı zamanda motor nöronu hastalığı olarakda bilinen sinir sistemimizde omurilik ve beyin sapı adını verdiğimiz sistemin  bölgesindeki nöronların kaybından  dolayı görülen bir hastalıktır.Nöron hücrelerinin kaybı ile Kaslarda güçsüzlük ve erime görülür.Bu hastalık sinir sisteminde ortaya çıkmasına rağmen zihinsel fonksiyonlar ve belleğe zarar vermez.Kaslardaki zayıflık vücudun herhangi bir bölgesinde yani bacaklarda,dilde veya yutak bölgesinde başlayabilir ve hızlıca ilerleyerek yayılır.Bu yayılma çok güçlü kasılmaya yol açtığı için Konuşma veya yutma güçlüğüne de neden olabilir Hatta hastalığın ilerleyen evrelerinde solunum yetersizliği de görülebilir.Genellikle yetişkin yaşlarda olan erkeklerde kadınlara göre daha çok görülür.Çok Genç ve Çok İleri yaşlarda da ve daha çok zayıf insanlarda görülmektedir bu hastalık.

ALS hastalarının üç ile beş yıl yaşadıkları söylensede bundan daha uzun sürelerde yaşayan hastalarda vardır.
ALS Hastalığına yakalanan ünlü isimlerde bulunmaktadır bunlar ;
İngiliz aktör David Niven,Metal Müzik gitaristi Jason becker amerikan caz müzikçi Charles Mingus Ve İngiliz Fizikçi Stephen Hawkingdir.

Neredeyse Her yıl Ortalama Dünyada her 100 bin kişide 1 veya 2 adet ALS hastasına rastlanılır.
Ailesel ve Seyrek olmak üzere ikiye ayrılan ALS hastalığı kadınlara göre biraz daha çok erkekleri etkilemektedir.
ALS hastalığının belirtileri seyrek ve az olmasından dolayı gözden kaçar  veya farkedilmez.
Hastaların %80'nine yakınında belirtiler bacak ve kol kaslarında görülmektedir.Konuşma zorluğu ve net konuşamama bu hastalığın en farklı ve istisnai belirtilerindendir.

Ayrıca ALS Hastalığı Geçtiğimiz yıllarda ünlü isimlerin video çekip sosyal medya platformlarına atıp dikkat çekmesiylede gündeme gelmişti.  

                                                                                            YAZAR :  DİYAR AVNAŞ

DÜNYANIN EN KÜÇÜK 5 ÜLKESİ

1.VATİKAN

5 kilometre kare ile dünyanın en küçük ülkesi olan Vatikan Roma kentinin sınırları içerisinde yer alan bağımsız bir devlettir. İtalya ile 1870 lerden beri süren anlaşmazlığı 1929 da imzalanan lateral Anlaşması ile son buldu ve Vatikan bağımsızlığına kavuştuVatikan dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir sistemle yönetilir.


2.MONAKO

dünyanın en küçük ikinci ülkesi olan Monaco xv yüzyıldan bu yana Celil kökenli grimaldi ailesinin preslerince yönetilir.Çok Eski tarihlerde kurulan Monako milattan önce 600 yıllarında fenikeliler tarafından üs olarak kullanılmıştır.1861 den beri Fransa'nın koruması altında olmasına rağmen Monako bağımsız bir devlettir

3.NAURU

220 km yüzölcümü ile dünyanın en küçük 3.cü ülkesidir.
1888 de Alman sömürgesi olan nauru Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avustralya'nın işgaline uğradı 1919 da Milletler Cemiyetince Avustralya Yeni Zelanda ve İngiltere'nin Orta yönetimine bırakılan nauru İkinci Dünya savaşında Japonya'nın işgaline uğradı. 1947 Birleşmiş Milletler yavruyu Avustralya'nın yönetiminde Vesayet bölgesi ilan etti Nauru tam bağımsızlığına ise 1968 yılında kavuştu

4.SAN MARİNO

San Marino Avrupa'nın üçüncü küçük ülkesi olmasına karşın dünyanın en eski cumhuriyetlerinden birisidir.Rivayete göre milattan sonra dördüncü yüzyılda Roma İmparatorluğu'nun baskılarından kaçan Aziz Marino'nun çevresinde toplananlar tarafından kurulan San Marino Cumhuriyeti orta çağ boyunca bağımsızlığını korudu. 1861 de İtalya kralı ile yaptığı Gümrük Birliği anlaşmasından sonra bu durum değişmedi

5.LİHTENŞTAYN

Avusturya ile İsviçre arasında kalan bu küçük ve zengin ülke 1219 da Lihtenştayn ailesinin Schlanberg soyluluk ünvanı almasıyla kuruldu.1851 den itibaren Avusturya ile para ve gümrük Birliği'ne giren ülke 1866 da bağımsız bir devlet oldu.

                                                                                               YAZAR : DİYAR AVNAŞ

EN ÇOK OKUNAN 5 TÜRK YAZAR

1.ELİF ŞAFAK

25 ekim 1971 de Avusturyanın Strazburg Kentinde dünyaya gelen Türk romancı olan Elif şafak listemizde 1.Sırada.1997'den bu yana peş peşe eserler vermekte olan hemde geniş bir okur kesimince tanınan Elif Şafak, 2009'da yayıma sunulan Aşk adlı romanı ile Türk Edebiyat tarihinin en kısa sürede en çok satan bir kitabın yazarı ünvanına sahip olmuştur.Bu yüzden kitapları otuzdan fazla dile çevrilmiştir.

                                       2.CANAN TAN

Liste'de 2.sırada olan Canan Tan Ankara Üniversitesi Ezcaclılk Fakültesi Mezunu bir yazardır.Ezcacılık Fakültesi okumasına rağmen  farklı edebiyat türlerindeki yarışmalara katılarak bir çok başarı ve derece elde etti ve ödüller aldı.




3.İPEK ONGUN

En çok okunan türk yazarlar arasında 3.sırada olan İpek Ongun 1961 yılında Arnavutköy Amerikan Kız koleji Edebiyat bölümünden mezun oldu.Yazı hayatına 1980'de yayınlanan ''Mektup Arkadaşları''yla Atıldı.Bu eserini Kamp Arkadaşları ve Afacanlar Çetesi adlı kitapları takip etti.
Yaş On Yedi ve Bir Genç Kızın Gizli Defteri başlıklı eserleri ise gençliğe yönelik yazılmış romanlardır.

                                       4.AHMET ÜMİT


Ahmet Ümit 1960 yılında Gaziantep'te Ailenin En küçük Çocuğu olarak dünyaya geldi.Annesi Terzi,
Babası İse Kilim İşleri ile uğraşıyordu.İlköğrenimden sonra Liseye Gaziantep Atatürk Lisesinde devam etti.14 yaşından itibaren bir aktivist oldu.Buna bağlı nedenlerden dolayı Liseyi Diyarbakırın Ergani İlçesinde bitirdi.

5.AYŞE KULİN



Ayşe Kulin 1941 yılında İstanbulda doğan türk gazeteci ve yazardır.Biyografik Eserleri ve Romanlarıyla Kısa sürede çok okunan yazarlardan olmuştur ve bir çok ödül kazanmıştır.Dil ve üslubndaki akıcılık ve yalınlıkla büyük övgü almış olan yazarın çoğu eseri senaryo haline getirtilip beyaz perdeye aktarılmıştır.Üniversiteyi Amerikan Kız koleji Edebiyat Bölümünü tamamlayarak bitirdi.Ünlü Gazete ve dergilerde hem editör hem muhabir olarak çalıştı.Güneşe Dön Yüzünü adlı öykülerden oluşan ilk kitabı 1984 yılında yayımlandı.

                         
                                                                                    YAZAR : DİYAR AVNAŞ

TEZER ÖZLÜ KİMDİR

Tezer Özlü 10 eylül 1943'de  Simav Kütahya'da  doğdu.Çocukluğun Soğuk Geceleri ve Yaşamın Ucuna yolculuk başta olmak üzere kaliteli ama az sayıda kitabıyla tanınan değerli bir yazardır.
Tezer Özlü Yazar olan Demir özlü ve hem yazar hem çevirmen olan Sezer durunun kardeşidir.

Çocukluğunu anne babasının işini yaptığı Kütahyanın simav İzmirin Ödemiş Ve Bolunun Gerede İlçelerinde geçirdi.On yaşındayken İstanbula geldi.Avusturya kız lisesinde okudu fakat mezun olamadı.İlk defa 1961'de yurtdışında çıktı.1962-63 yıllarında ilginç bir şekilde tüm avrupayı otostop yaparak dolaştı.1964'yılında gittiği Paris'te tanıştığı Yazar Güner sümerle evlendikten sonra beraber ankaraya yerleştiler.Bu dönemde Kocası AST'de çalışırken Tezer özlü Almanca çevirmenlik yaptı.
AST'da 1963-64 sezonunda kocasının yönettiği Brendan Bahanın gizli ordu oyununda oynadı.Bir süre sonra  sümer'den ayrılarak İstanbula yerleşt
i.1967-1672 yılları arasında farklı hastanelerin psikiyatri klinkilerinde yattı.Çocukluğun soğuk geceleri eserinde Çocukluğundan başlayarak ve klinkte kaldığı bu dönemlerini anlatmakdır.
1968 yılına gelindiğinde usta yönetmen Erdal Kıral'la evlendi.Bu evlilikten bir kızı doğan Tezer özlü 1981'de burs alarak berlin'e gitti.Bu esnada Erdal Kıraldan da ayrıldı.1984'te  yaşamını sürdürdüğü kanada'da İsviçre asıllı sanatçı olan Hans Peter Marti ile tanıştı.Aynı yıl Peter Marti ile evlenerek İsviçrenin Zürih kentine yerleşti.18 şubat 1986'da henüz 42 yaşındayken göğüs kanserine yakalanarak zürih'te vefat etti.

Eski Bahçe,1963'te itibaren dergilerde yayımlanan öykülerinden oluşan İlk kitabıdır.Bu kitap ilk defa 1978'de basıldı.1980'de ise ilk romanı olan Çocukluğun soğuk geceleri yayımlandı.
Svevo,Kafka ve Pavase'den etkilenerek ve izinden giderek yazdığı ikinci romanı 1983'te Bir İntiharın İzinde adıyla yayımlandı.Yapı Kredi Yayınları tarafından  1993'Te basılan Zaman Dışı Yaşam'da Özlünün yayımlanmamış senaryosu yer almaktadır.

ESERLERİ;

Eski Bahçe (1978-ÖYKÜ)
Çocukluğun Soğuk Geceleri (1980-ROMAN)
Bir İntiharın İzinde (1983-ROMAN)
Yaşamın Ucuna Yolculuk(1984-ROMAN)
Eski Bahçe-Eski Sevgi (1987-ÖYKÜ)
Kalanlar (1995-DENEME)
Zaman Dışı Yaşam (2000-SENARYO)

                                                                                          YAZAR : DİYAR AVNAŞ

KEKEMELİK NEDİR,ÇOCUKLARDA KEKEMELİK

Çocuk doktoraları, 2 ve 5 yaş aralarında kekemeliği başlayan  çocukların ailelerine önerilerini açık bir şekilde söylemelidir.Bu çerçevede aile ile beraber ortak karar sonucu 6 ay beklenmeli.6 ayın sonunda çocukta kekemelik halen devam ediyorsa konuşma terapisine başvurulmalı.Aile içinde başka kekeme kişilerin bulunduğu aileler çocuklarının durumlarından çok rahatsız ise 6 ay beklemeden de konuşma terapisine başvuruda bulunabilir.

AİLENİN YAPMASI GEREKENLER

Ailenin çocukları konuşmaya çalışırken veya az da olsa konuşurken onları sakin bir şekilde dinlemesi ve çocuğun konuşması bittikten sonra ona cevap vermesi bu konuda çocuğa yardımcı olabilecek hareketlerdendir.Çocuğun Konuşması sırasında söyleyemediği kelimeleri anne babanın çocuğa söylememesi gerekir çocuğun sözünü kendisi bitirmesi onun için daha faydalı olucaktır.

Uyarıcı ve sert kelimelerden olan ''Yapma,hızlı konuşma,yavaş konuş,yok,dikkat et'' gibi kelimeler çocuğa karşı kesinlikle söylenmemeli.Çocuğun hastalığ olan kekemelik ile ilgili çocuğun yanında tek bir kelime dahi edilmemelidir.
Çocuk eğitirken evet-hayır uygulaması mutlaka olmalıdır.Çocuk hayır cevabından sonra çok ısrar etti ısrardan sonra ağlamaya başladı ama yinede yapmamalısınız.İlerleyen saatlerde kekemelik baş gösterdi ve sizde duygusal davranıp hayır kararınızdan döndünüz.Bunu kesinlikle yapmamalısınız.
Çünkü çocuk sizin,kendisinin  kekelediğini görüp kararlarınızı değiştirdiğinizi fark eder ve sürekli hayır cevaplarından sonra kekelemeyi aklına sokar buda kekemeliğin kalıcı olmasının en büyük nedeni ve bunu büyükler sağlıyor.Kekemeliği olan 2-3 yaş arasındaki çocuklara grup oyunu ya da 1-2 saatlik yuva uygulanabilir.
Ev ortamları ve yetişkin insanlar artık onların dikkatini çekmiyor ve onlara yetmiyor olabilir ve evde canları çok sıkılıyor olabilirler.Bu durumlarda kekemelik az ise artıyor.Kendi yaş gruplarından çocuklar içinde olması gerekebilir.Anne Ve Babanın çocuklarıyla bire bir vakit geçirmesi bu bağlamda çok önemlidir.Bu vakit geçirme saatleri sırasında çocuğa herhangi bir şey öğretilmemeli sadece oyun oynanılmalı ve ne oynayacaklarına da çocukların kendi karar vermesi gerekir.Bu vakitler daha çok insan ve çocukların bulunduğu ortamlarda geçirilmelidir.Yani insan ilişkisi bu durumda çok önemlidir çocuk için.

Çok koruyucu olmak kekeme çocuk sahibi aileler için pek önerilmez.Hep bebekmiş gibi davranmak çocuğun kendisi yapabileceği işlerde dahi onlara yardım etmek doğru değildir çünkü ilerde çocuk bir zorlukla karşılaştığında kekemesi az ise artıyor geçmiş ise anında başlıyor.

                                                                                                   Yazar : Diyar avnaş

DOMUZ GRİBİ NEDİR,NASIL BULAŞIR , ÖNLEMLERİ NELERDİR.

Öncelikle Domuz Gribi ismini daha çok domuzlarda rastlanılan bir virüse benzediğinden almıştır.
Özellikle kümes'teki hayvanlar ve domuzlarla korumasız bir şekilde temasta bulunan insanlar bu hastalık konusunda yüksek bir risk altındadır.

Bu salgın hastalığa benzeyen  ve 200 milyon kişinin hastalığa yakalanıp 50 ila 100 milyon kişinin hayatını kaybettiği salgın günümüzde ''ispanyol gribi'' olarak bilinmektedir.1976'da ise 1 kişinin hastalıktan ve 30 kişinin de hastalığa karşı yapılan aşının yan etkilerinden hayatını kaybettiği salgın ''domuz gribi fiyaskosu'' olarak günümüzde hafızalardadır.
Hastalığın  insandaki belirtileri normal grip ve grip benzeri salgın hastalıklarla neredeyse aynıdır
Başlıca Beliritiler; Yüksek ateş,boğaz ağrısı baş dönmesi,üşüme hissi ve yorgunluktur.
Bu belirtiler sadece domuz gribi salın hastalığına ait olmadığı için tanı konulması sırasında hastanın yakın geçmişi ve domuz gribinin bulaşabileceği ortamlarda bulunup bulunmadığı araştırılmaktadır.

Hastalığın En önemli bulaşma yolu hastalıklı yada hastalıksız farketmeksizin domuzlarla yakın ve doğrudan temastır.Özellikle hayvanların taşınması sebebiyle hayvanlarla kurulan temaslarda bu hastalık bulaşabilir.

Domuz gribinden İnsanlarımızın bu kadar korkmasının sebebi genelde kötü seyretmeyip ve ölen kişilerin yetişkin ve okul çağından kişiler olmasıdır.Bunların en az %70'inde altta yatan bir hastalık bulunmaktadır.

Domuz gribi hava yoluyla bulaşan bir salgın hastalıktır.Bulunan aşısı Dünya Sağlık federasyonu tarafından onaylanan bir aşıdır.Fakat Hastalığa karşı yapılan aşının yan etkilerinden ölen kişilerin olması aşı yapılması konusunda insanları tedirginliğe sürüklemektedir.
Maske takma dışında önlem olarak özellikle kalabalık ortamlardan çıktıktan sonra eller su ve sabun yada alkol içerikli temizleyiciler ile yıkanmalıdır.Ellerimizin temizliği konusunda şüphe duyduğumuz vakitlerde ellerimizle ağzımıza,burnumuza,ve gözlerimize dokunmaktan kaçınmakta hastalıktan kaçınmak için bir önlem olucaktır.Öksürme gerektiği zamanlarda ağzımızın bir peçete yardımıyla kapatılması doğru olucaktır.Kullanılan peçetenin imhası için peçete kullanıldıktan sonra çöp kutusuna atılmalıdır.

Yani Hastalıktan Korkmaya gerek yok.Önlemlerimizi alıp Rahatça yaşamk bizim için daha faydalı olucaktır.

                                                                                                                                 Yazar : Diyar Avnaş

SİNEMANIN DOĞUŞU

1995 Yılında dünya sinemanın başlangıcını Lurniere Kardeşlerin görüntülerin hareketli izlenmesini sağlayan cihazın patentini aldıkları yıl olarak belirleyerek,sinemanın 100.yılını kutladı.XIX yüzyılın sonlarından XX.yüzyıl başlarında sinemaya aşk gün geçtikçe derinleşti.

Dünya Neden Sinemanın 100.yılını 1995 de kutladı,Oysa Thomas Alve Edison keşfettiği kinetoskopun patentini 1881 yılında alarak ilk defa 1893 yılında halka tanıtmıştı.Kesilebilen Fotoğraf görüntüleri ilk kez Henry M.Reichenbach tarafından George Eastman'a ait Kodak şirketi adına 1889 yılında üretildi.Bu icat J.W ve L.S Hyatt(1865) kardeşler hannibal Goodwin(1888) ve Reinbach'ın kendisi olmak üzere farklı zamanlarda farklı kişilere atfedilmiştir.
Kesin bir yıl belirtilmemekle beraber sinemanın doğumundan önce anne karnındaki dönemine ait olan bu tarihler bildiğimiz sinema anlayışına sadece bir adım yaklaşabiliyor.

LUMİERE KARDEŞLER

Fransa'da yaşayan kardeşler babalarının lyon'daki fotoğraf stüdyosunda çalışıyorlardı.1894 yılında,Edisonun kinetoskopu Paris'te tanıtıldığı sırada,aynı şehirde Lumiere kardeşler de bu yeni keşifle yarışacak bir icat üzerinde çalışmaya başlamıştı.Kamera ve projektörün bir arada bulunduğu''sinematograf''adlı cihazın patenti,13 şubat 1895  yılında Lumıere Kardeşler adına kaydedildi.Sinematografinin ilk halka açıık gösterimi 28 ekim 1895 tarihinde,Paristeki Capucines Bulvarında bulunan Grand Cafe'deki Salon Indıen'de gerçekleşti.Gösterim, sabit bir kameranın zaman zaman panoramik çekim yaptığı on filmden oluşan 20 dakikalık bir programdan oluşuyordu.İlk film'in aralarında bisikletli bir adam ,bir köpek ve bir atın olduğu yüzlerce insanın büyük bir kapıdan çıkışını anlatan İşçilerin Lumiere Fabrikasından çıkışı olduğu söylenir.Zamanında bir çok kişi çekim boyunca kimse kameraya bakmadığı ya da kameraya doğru yürümediği için sahnelerin önceden planlanmış olduğunu söylemişti.

Aynı sinema gösteriminde yer alan diğer Lumiere filmlerinden olan Bir duvarın yıkılışı,filmi tersten göstererek,yıkılmış bir duvarın yeniden inşa edilmiş izlenmini yaratmış böylece özel efekt kullanılan film olarak tarihe geçmiştir.
İlk komedi film olarak bilinen Islanan bahçıvanda yaramaz bir çocuğun hortumun üzerine basışını,durumu farkedip ayağını kaldırdığında birikmiş suyun tazyikiyle hortumun sağa sola savruluşunu gösterir.Bir sihirbaz,çizer,kaşif ve marangoz olan George Melies, sinematografinin ilk gösteriminde bulunan izleyicilerindendi.Gördüklerinden oldukça etkilenen Melies, önceden sahip olduğu Robert Houdin Tiyatrosunu 4 nisan 1896 yılında sinema salonu olarak açtı.1898 de bir sokak sahnesini çektiği sırada kameranın diyaframı sıkıştı.Bu tesadufi kaza,Meliesin sihirli efektler sağlama olanağını sağlayan görsel oyunları farketmesine sebep oldu.Melies stop motion ve supermeroze gibi yeni yöntemler keşfetmeye devam etti.Melamonic adlı filminde ,Melies kendi kafasını çıkararak sürekli bir digeriyle değiştiren bir müzisyeni oynar.Müzisyenin çıkarıp attığı başlar telgraf tellerinde bir dizi müzikal nota oluşturur.

HOŞAP CASTLE

Hosap castle is a medieval castle.Van is about 50-60 km away from the Van-Başkale way.It is situated on a steep slope.due to the presence on the road between Turkey and Iran used to have strategic significance.Hosap water castle of the same name that rises above the steep cliffs.Meaning the money would be better or fresh water.The official name is Beautiful Water.Today, living in many different regions by the person who called Mahmudi Suleyman was built in 1643.According to local tradition, this amazing structure that the architect's hands, you can not do other than the one he was breaking up.The west-facing entrance of the castle and original gate has survived intact.Persian inscription on the construction and lion reliefs on the door is located.Castle in the old baths, mosques, madrasas, water cistern, dungeons and can see the traces of the past in the rooms.In Hosap goes down in history is known as Urartu. In this period, with the South East Kelis army opened Tusba-way Hosap castle, Van Kotor is considered the establishment of a military facility at the crossroads of eastern road.From then Hosap Urartu with Van and its surroundings, Persians, Alexander the Great, the Seleucids, remained in the Roman and Byzantine rule. Vaspurakan Kingdom in the Middle Ages were among the city has entered the Turks dominated the 11th century.
KURDISH ARTICLES

KURDISH ARTICLES

The nation altogether with the Kurdish enlightenment and 'ignorance dust on' Bediüzzaman exerted great efforts for the clean and jerk, he wrote articles in several newspapers this purpose.

This article is also available in an article written in Kurdish. Kurdish Charity and Bediüzzaman this article published in 1908 in the Journal Progress has pointed to some very important points. Kurdish Charity and Progress newspaper began Launched in December 5, 1908. Managing Director of the weekly newspaper published in Kurdish poet famous Suleymaniye Tevfik Bey, was the lead author of Diyarbakir, Ahmet Cemil Bey. 'Siret Bediuzzaman Mel Seidler Kurdi,' 'he began article as follows:
"O bride Kurt! Ittifaq also quwet, the unity heyat, di biratîyê also seadet, the government has yet to salvation. Kapika unity û grinned muhebbetê qewî BIGRA's also the scourge of war ja ke xelas. Qenc guhê xwin to bidinê, Eze tiştekî ji we re bibêj I:
Hunan bizarre k m h until cewherê Sea; The Hifzi to me dixwaz xwin ji. Tiller to Islam; ku hezer hezer a deflection from Buhai Wei Xun grain. Ê whistles to humanity; ku lazier xwin to absorb the nezer to xelqê the bi xizmet the 'parity, ciwanmêranî û humanity xwin a token bit Dunedin.
Ê swelling of nationality me eat, ku virtue in me; ê beret k bi qencîy to xwin sax in em square xwin b, b Hıfzı the nationality of the xwin, spiritually qebr wen wen also rejoices beacon. Wei runway, Sea dijminê HeNe me, me xerab Other:
Tiller feqîrtî eat; Freckles hezer hemmalê Îstenbolê evidence Wei eat. Ê whistles ignorance bêxwendinî eat; hezer ku ju ma da nephew "qazet to" Nikara's bixwîn of proof for Wei eat. Ê swelling of dijminî û îxtilaf E; ku home 'edawet, quwet me win the upright, Ma Jia Jia ji bêînsafîy musteheqî finishing perpendicular to the government to xwin persecution li ma other. Ku wa dirt home city, home to harass me of the czar; ku suck Sea Diamond bi dest xwin time to BIGRA the t k em Hers cewherê xwin ji DEST xwin of NEC everything dijminê xwin ser xwin rake in.
Duration 'Ewil: Me'rîfet û xwendine.ê whistles: Ittifaq û muhebbet the national ye.ê swollen by: Humanitarian be the soul of xwin to şuxl to xwin bike minor miserable ji qudret to xelkê Hêvîda NeKa track to xwin to nedetê. Û wesîyet Pasir: Xwin Landin, xwin prostaglandin, prostaglandin ... Desthevgirt the xwin, desthevgirt's, desthevgirt's ... Should Seidler
Bediuzzaman the Turkish translation of the article known only in Kurdish are as follows:
'' Oh, the Kurdish people! Alliance forces, life in the Union, the fraternal bliss, there is salvation in government. Hold firm to the Union and look at the tape conversation. Until you save you from trouble. They give good ear, I'll tell you one thing:
Know that we have three ore; They want us to cover. The first is Islam, the blood of thousands and thousands of martyrs and gave him priceless value. The second is that of humanity, our services in the public eye with clever our yiğitliği Let's show the world and humanity.
The third of our nationality that has given us superior virtues. Before us are living with kindness. We must maintain our nationality by their soul rejoices in the grave with our own efforts. After that, we have three enemies; They ruined us.
One is poverty. Forty thousand porters in Istanbul is the proof. Second, ignorance and illiteracy, the newspaper okuyamayış of us even one person in a thousand is this evidence. Third, it is hatred and conflict, this included hostility, consuming our strength, makes it worthy of us to nurture and government persecute us from injustice. If you hear them if you, you know that is that our only remedy:
We Take three diamond sword in our hands. Until this has done away our three ore Let us not; Let us over these three enemies. First of justice, and of education in reading sword. Secondly, it is a national alliance and affection. Third, everybody do have personally own (his own business, get someone else to wait hope of power as miserable and to rely on any guardian of the back. Finally: read, read, read! .. Hand to handle, collaborate, collaborate! .. "
This is very important advice, not then fulfilled in the chaos. Meanwhile more than a hundred years have passed. We regret observation that anything has changed a lot when we look back today.
Then the card is returned from where the damage. Kurds today they get to these interests have three beautiful virtues and three diamond sword in hand, three fearsome enemy they can manage to do with the diamond sword, the problems one by one to be solved and will be able to regain the chance to look with hope to the future.


                                                                                                                       Diyar AVNAS-
YENİ ZELANDA NASIL BİR ÜLKEDİR?

YENİ ZELANDA NASIL BİR ÜLKEDİR?

Yeni Zelanda yaklaşık 1000 yıl önce Doğu polinezya dan geldikleri sanlan maoriler tarafından keşfedilmiştir. Bu ülkeyi ilk gören Avrupalı Kaşif ise abeş janzoon  olmuştur ancak tasma maorilerle çatışmaya girmiş ve adaya çıkamamıştır. 1769 70 yıllarında İngiliz Kaptan James cook Ufak çatışmalarla da olsa adaya çıkmış sonraki yolculuklarından maorilerle barışçıl ilişkiler kurabilmiştir.Bu gelişmelerden sonra balina Avcıları ,Tacirler ve Kanun Kaçakları Bu Topraklara yerleşmeye başlamış ve maorilerle ilişkileri geliştirilmişlerdir ,Hatta maoori gelenek ve kültürüne göre yaşamayı Seçen Beyazlar çıkmış ve bunlara avrupalı maoriler denmiştir ancak ülkeye gelen ikinci Avrupalı grup olan misyonerler maorileri Hristiyanlıka döndürmeye çalışmışlardır. Devam eden görüşler sonucu koloniler oluşmuş ve İngiliz hükümeti 1839 da yeni zelanda'yı kendi topraklarına katmak kararını açıklayarak 1840 ta maori şefleriyle Waitangi  Antlaşması'nı imzalamıştır .Bu tarihten ve 1860 de çıkan savaştan sonra maorillerin içindeki etkinlikleri neredeyse tamamen ortadan kalkmıştır. İngiliz uluslar topluluğuna dahil olan Yeni Zelanda kısa zamanda etkin bir yapı kazanmış ve ekonomisi düzeltilmiştir .Birinci ve İkinci Dünya Savaşı'na katılan birçok ekonomik darboğazın sonra kendini toparlayan Yeni Zelanda bugün sağlam ekonomisiyle bağımsız bir ülkedir

EKONOMİ
Yeni Zelanda bütün dünyaya yün ve et ihraç eden bir ülkedir. ülkede insan sayısının 16 katı kadar koyun Yaşar bu bir dünya rekorudur ve titizlikle korunmaktadır. Yeni Zelanda ekonomisinde hayvancılık en büyük paya sahiptir,ekime elverişli alanları azlığı sonucu tarım rekoltesi genelde düşüktür. ülkede arpa ,mısır ,yulaf, patates, bezelye gibi ürünler iç tüketimi karşılayacak düzeydedir. Kivi, Elma ve armut gibi meyveleri ihraç edilmektedir. Ormancılıkta ülke ekonomisinde önemli bir yere sahiptir,özellikle küçük köstebek Kağıt hamuru ile ihracatı yüksek düzeye ulaşmıştır. Ülkeyi her yıl ziyaret eden 100 binden fazla turistin ekonomiye yaptığı katkıda önemli bir düzeydedir

COĞRAFİ KONUM
Yeni Zelanda iki büyük ana Ada'dan oluşur. Engebeli bir yapı gösteren Adalar'dan Güney Adası dağlarla Kuzey Adası ise tepelerle bölünmüştür. Güney Adası'nda 3764 metre ile ülkenin en yüksek noktası olan Güney askeri yükselir toplam nüfusun yaklaşık yüzde 75 i Kuzey Adası'nda Yaşar
AVUSTRALYA  NASIL BİR ÜLKEDİR?

AVUSTRALYA NASIL BİR ÜLKEDİR?

Günümüzden yaklaşık 400 yıl öncesine kadar bilinmeyen Avustralyaya ilk ayak basan Hollandalı Gemiciler olmuştur. on yedinci yüzyılda Batı Avustralya kıyılarına birkaç sefer yapan Hollandalılar toprakları Kuru ve çorak oldukları için buraya yerleşmişlerdir. 1770 yılında ünlü İngiliz Kaptan James cook Avustralyaya ulaşması bu kıtanın tarihini değiştiren önemli bir adım olmuştur. James cook'un önerilerine Uyan İngilizce yönetimi 1788 yılında Avusturalya'ya gönderdiği mahkum ,asker ve subaylardan oluşan 11 gemiyle sistematik Bir yerleşmenin ilk adımını atmıştır. Sonraki yıllarda ülkeye birçok mahkum gönderen İngilizler ilk yıllarda çeşitli zorluklarla karşılaşmışlardır.1810’dan sonra göçmen sayısının artması ve İngiliz  yönetiminin bütün Avustralya topraklarına yerleşme açılması üzerine Tasmanya ,Victoria ,Güney Avustralya gibi birçok bağımsız bölge oluşmuştur. 1851 yılında büyük altın yataklarının bulunması üzerine nüfus hızla artmış ve 1855 yılında İngiltere yeni oluşan bu bölgelere kendi kendini yönetme hakkını tanımıştır. 1901 de tek bir devlet olan Avusturalya'da yerleşim bölgeleri eyaletlere dönüşmüş ve ülke Avustralya uluslar topluluğu adı altında birleşmiştir Avustralya günümüzde federal bir sistemle yönetilmektedir her bir eyaletin kendi yönetimi vardır ancak tüm ülkeyi ilgilendiren konularda Merkezi bir federal hükümet söz sahibidir
Birinci Dünya Savaşı'nda Avustralya ve Yeni Zelanda birliklerinden oluşan anzak güçleri Gelibolu Ve Fransa'da savaştılar. Gelibolu'da müthiş bir direnme ile karşılaşan ve yenilen anzaklar ile Türkler arasında savaştan sonra ilginç bir bağ oluşmuştur. Birinci Dünya Savaşı'na katılmış Anzakın soyundan gelen çok sayıda kişi her yıl Gelibolu'ya gelmekte ve atalarının mezarlarını ziyaret etmektedirler

Aborijin olarak adlandırılan Avustralya yerlilerinin yaklaşık 25 bin yıl önce bu topraklara yerleştikleri tahmin edilmektedir. Aborijinler Bu topraklarda uzun yıllar avcılık ve toplayıcılık yaparak yarı ggöçebe olarak yaşadılar. Aborijinler Avrupalıların 1788 yılında Avustralya yaklaşmalarını geri dönen efsanevi yaratıklar olarak yorumladılar ve sevinçle karşıladılar, ancak Avrupalıların sürme ve sindirme politikaları sonucunda doğal kaynaklarından koptular. Büyük bir asimilasyona tabi tutulan aborijinler bugün büyük kentlerin kenarlarında ya da Kırsal kesimdeki çiftliklerde çalışarak Toplumun en alt tabakasında yer almaktadırlar


FUTBOL
Avustralya futbolu klasik spor ile Ruby ve kelt futbolunun karışımından ortaya çıkmış bir oyundur. 1858 Avustralya'da yerleşmiş İngilizler tarafından geliştirilen oyun 18 oyuncunun oluşan takımlar arasında ovaldir topu ayet ve Yumruklar vurularak oynanır. Dört Direkli oynanan oyunda top 23 direk arasından hiçbir savunma oyuncusuna çarpmadan geçirilirse gol olur.Bir karşılaşma 25 dakikalık 4 çeyrek bölümden oluşur

EKONOMİ

Avustralya büyük bir tarım ve hayvancılık ülkesi olarak bilinirse de İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Madencilik gelişerek ekonomide daha fazla ağırlık kazanmıştır. Avustralya geniş toprak ve denizlerin altındaki zengin cevherlerle dünyanın sayılı maden ihracatı ülkeleri arasındadır. Nüfusun büyük çoğunluğu tarımda değil Sanayi ve hizmet sektöründe çalışır
OKYANUSYA NASIL BİR YERDİR?

OKYANUSYA NASIL BİR YERDİR?

Dünyanın bilinen merkezlerinden uzakta sakin ve doğa ile içiçe bir yaşamın hüküm sürdüğü Avustralya Kıtası Pasifik Okyanusunun belirlediği karakteristik özellikleri taşır.Kıtanın en büyük ülkesi Avustralya,gerek ekonomik gerek kültürel,gerekse de siyasi açıdan bir çekim merkezidir.Geniş ve bakir topraklarında yaşayan az sayıdaki insan ve dünyaca ünlü koyunları ile Avustralya diğer kıta ülkelerinden ayrılır.Okyanusya adı da verilen kıtanın diğer ülkelerinin çoğu küçük ve kara sınırı olmayan ada ülkeleridir.Mercan resifleri,ormanları,volkanları,yerli hakları,ve benzersiz hayvan varlıklarıyla bu adalarda modern dünyanın kalıplarından farklı atmosfer hüküm sürer.

Okyanusya adı öncelikle bir adalar coğrafyasını çağrıştırır;nüfusu,Büyük okyanus adıyla da anılan Pasifik Okyanusundaki çok sayıda ada ve takımadaya yayılmıştır.Diğer dört kıtanın aksine deniz unsuru ağır basan Okyanusya,Okyanus sözcüğünden türetilmiştir.Okyanusya'da ülkeler arasında bildiğimiz anlamda kara sınır yok gibidir.Papua Yeni Gine ile endonezyayı birbirinden ayıran topu topu 700 km.uzunluğunda bir kara sınırına sahiptir.Nihayet Okyanusya dünya üzerindeki durumu ile benzersizdir.Ağırlık merkezi güney yarı kürede olan tek kıtadır.Avustralya'ya Papua Yeni Gine ve Yeni Zelanda nın kuzey ve güneyi olmak üzere üç  büyük ada eklendiğinde bunların yüzölçümlerinin toplamı Okyanusyanın toplam yüzölçümünün %99'una nüfuslarının toplamı da kıtanın toplam nüfusunun %90'ına  ulaşır.

Okyanusya dünyadaki sömürgeleştirme hareletleriyle ulaşılan kıtaların sonuncusudur.Henüz tümü değilsede farklı coğrafi bölümleri uluslararası bağımsızlığa kavuşmuştur.Ada ülkeleri ve bağlı toprakları,bunları oluşturan adaların biçimine,tipine  ve sayısına göre coğrafi farklılıklar gösterir.Kimi çevresi otomobille 20 dakikada dolaşılan tek bir adadan kimi de tam tersine okyanus üzerinde 3000 km.'den fazla alana yayılan dağınık adalardan oluşur.Bir araya toplanmış veya dağınık durumda olsun Okyanusyanın tüm ülke ve bağlı toprakları bunları farklı derecelerde etkileyen ve modern taşımacılığın gelişmesiyle daha belirgin hale gelen bir kenarda kalmışlık durumuyla karşı karşıyadır.
ARJANTİN  NASIL BİR ÜLKEDİR?

ARJANTİN NASIL BİR ÜLKEDİR?


Başlangıçta birkaç Kızılderili kabilesinin yaşadığı Arjantin toprakları 1516 da İspanyollar tarafından bulundu. Ancak İspanyollar Bu Topraklara 1580 de yerleştirildiler. Bu arada Buenos Aires kurulmadan önceki göçmenlerin bıraktıkları sığır ve atlar oldukça çoğalmıştı. Aslında Çağdaş Arjantinin zenginliğini başlatan da bu sığır ve atlar oldu.İspanyol yönetiminin Bu ilk koloninin üstüne gereken ilgiyi göstermemesi üzerine Güney Amerika'da doğan İspanyol kökenli Beyazlar bağımsızlık taleplerini yükseltmeye başladıla. Ülke ulusal Kahraman Martin'in önderliğinde bağımsızlığına kavuştuğu bu tarihten sonra ilk savaş dönemi geçiren Arjantin 1930 ‘dan sonra diktatörlerce yönetilmeye başlandı ve birçok Arjantinli İşkence ya da çeşitli baskılar yüzünden yaşamını yitirdi. 1982 yılında falkland adaları'ndaki hak idda eden Arjantin İngiltere ile giriştiği Savaşı kaybetti..Ülke,Ancak1983’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra demokrasiye dönmeyi başarabildi.2001 Yılında IMF’ye olan borçlarından dolayı tarihinin en bnüyük ekonomik krizini geçiren ülke, büyük halk eylemlerine sahne oldu.Siyasi çalkantılarını geride bırakan ülke ekonomisini toparlamayı başarmıştır.


EKONOMİ
Kişi başına düşen milli gelir açısından Güney Amerika'nın en zengin ülkelerinden biri olan Arjantin ,Petrol ,doğalgaz ,Mika ,Demir, bakır ,kalay,tunç gibi yeraltı kaynakları ile gelişmiş kimya ,Otomotiv, makine sanayilerine sahiptir. Sanayideki bu gelişmişliğine karşın Arjantin gerçekte bir tarım ve hayvancılık ülkesidir.Siyasi yaşamındaki onca çalkantılı döneme rağmen dünyanın sayılı buğday Mısır ve dış satıcılarından olmayı sürdüren Arjantin'de insan sayısının iki katı kadar sığır yaşamaktadır

TANGO
Tüm dünyaya Arjantin'den Yaylıan bu dans 1880 lerde Buenos aires'in tabakasının oturduğu mahallede yapılan İspanyol tangosu ile Arjantin'in ünlü dansı milango nun karışmasından ortaya çıkmıştır. Kısa sürede ülkede benimsenen Tango yirminci yüzyılın başlarında Avrupa'nın Sosyetik çevrelerinde çılgın bir moda haline geldi. İlerleyen yıllarda ilk baştaki hızlı ve sevinçli havasından uzaklaşan Tango adımları yavaşlayarak hüzünlü ve Melankolik bir yapıya büründü

EDEBİYAT
Arjantin mimari Sanat Müzik alanlarında büyük ölçüde Batı etkisinde olmasına rağmen, edebiyatta dünya edebiyatını etkileyen yazarlara sahiptir.Jorge Luis gibi Arjantinli yazarların eserleri ülkelerinin sınırlarını fazlasıyla aşmıştır.Ülkemizde de çok sevilen yazarlardan olan borges yirminci Yüzyıl edebiyatının en önemli isimlerindendir

BREZİLYA  NASIL BİR ÜLKEDİR?

BREZİLYA NASIL BİR ÜLKEDİR?


Neredeyse Avrupa kıtası kadar büyük olan Brezilya diğer Güney Amerika ülkelerinin aksine bağımsızlığını kansız bir şekilde kazanan ve kıtada Portekizce konuşulan tek ülkedir. 1500’ de portekizliler tarafından keşfedilen ülke ardından Portekiz sömürgesi oldu. 1807 de Napolyon'un Portekizi işgal etmesi üzerine Brezilya'ya kaçan Kraliyet Ailesi geri döndüğünde Brezilya'yı bağımsız bir Krallık olarak tanıdı.1889 de Cumhuriyet olan Brezilya ,1930 dan 1945 ye kadar Getulio Vargas tarafından diktatörlükle yönetildi, bu tarihten sonra tekrar yönetimi ele geçirdiği 1984’ten sonra sivil yönetime geçebildi. Günümüzde Brezilya topraklarının asıl sahibi olan yerlişerin sayısı yüz binlere kadar düşmüştür. Ülke nüfusunun büyük çoğunluğunun Portekiz kökenli Beyazlar oluşturur. Ülkedeki diğer beyaz gruplar İtalya, Almanya ,İspanya ,Polonya Hatta Japonya gibi ülkelerden göç etmiştir.Mulatolar ve mestizolar geri kalan nüfusu oluştururlar.


KARNAVALLAR ÜLKESİ

Rio de Janeiro'da her yıl düzenlenen ve dört gün dört gece süren ünlü karnavala katılmak için dünyanın her yerinden birçok insan Brezilya'ya akın eder.Renkli Kıyafetleri,ilginç kostümleriyle sokaktan dolduran insanlar çılgınca eğlenirken karnavalın en önemli etkinliği,samba okulları arasında yapılan olağanüstü güzellik ve etkileyicilikteki dans yarışmasıdır.

SANAYİ


Büyük ölçüde sanayileşmesinin tamamlamış olan Brezilya Günümüzde çok uluslu şirketler tarafından yalnızca bölgeye hitap eden değil üretilen malların başka bölgelere de satılabileceği ülke olarak değerlendirilmektedir. Başta demir olmak üzere altın, platin, Gümüş ,Elmas ,topaz gibi cevherlerin bulunduğu ülkede Madencilik gelişkin bir düzeydedir

EDEBİYAT

Brezilyanın Afrika,Avrupa,Asyayı bir araya getirerek mükemmel bir harman oluşturan kültürü,edebiyata da yansımıştır.Hem çocuklar hem de büyükler için klasik haline gelen ''Şeker Portakalı''nın yazarı Jose M.De Vasconelos şiirleri tüm dünyada okunan Manuel Bandeira Ve vinivius de martais Brezilya edebiyatının başlıca temsilcileridir.


MEKSİKA  NASIL BİR ÜLKEDİR?

MEKSİKA NASIL BİR ÜLKEDİR?


Eski Maya ve Aztek uygarlıklarının merkezi olan günümüz Meksika toprakları on altıncı yüzyıldan başlayarak 300 yılı aşkın bir süre İspanyol egemenliği altında kaldı. Fransız devrimiyle birlikte Meksika'da Doğan özgürlükçü düşünceler İspanyol- Fransız Savaşı sırasında ülkede ayaklanmalara yol açtı ve Meksika 1821 de bağımsızlığını kazandı. Bağımsızlık sonrası çeşitli iç ve dış sorunlarla karşı karşıya kalan Meksika kendisine bağlı Teksas eyaletinin bağımsızlık ilan etmesi ve sonrasında ABD eyaleti olması üzerine ABD ile savaşa girmişti .1846 - 1848 arasında devam eden savaşta ABD’yenilen Meksika yaklaşık 1 milyon 3000 .000 bin kilometrekare toprak kaybett.i Bundan sonraki süreçte Fransız İstilasına maruz kalan ve başkaldıran Meksika 1914 Francisco madero, Pancho villa ,emiliano zapata gibi önderlerin başlattığı kendi devrimini gerçekleştirdi ve 1917 de bir dizi reform öngören yeni bir anayasa hazırlandı.adını zaptaadan alan zapatistalar ise 90 ‘ların başından bu yana Meksika'nın chpas bölgesinde faaliyet gösteren devrimci bir hareket.Subcomandante Marcos liderliğinde ‘’Topraklar halkındır’’ görüşünü benimseyen zapatistalar neo-liberalizme karşı mücadelesini sürdürüyorlar.


MEXİCO CİTY


Mexico City 20 milyonu bulan nüfusuyla dünyanın en kalabalık şehridir.Sahip olduğu nüfusun büyüklüğü oranında sorunları da büyük olan kent yoğun bir hava ve çevre kirliliği ile karşı karşıyadır yüksek dağları aşamayan egzoz ve fabrika gazları dağların doruklarında Duman'dan bir halka meydana getirir, yoğun Dumandan çekinen çocuklar kalabalık trafiğinin bitimine kadar okullarından çıkamazlar. Yoksul halkın kentin Kuzey kesimindeki gecekondularda yaşadığı Mexico City'de 1985 ile meydana gelen şiddetli Deprem en az 20 bin kişinin ölümüne yol açtı.Bütün bu olumsuzluklara karşı kenti baştan başa geçen reform Bulvarı güzel ağaçları ,bakımlı ,çiçekleri, yan yana duran eski ve modern binaları kafeleri ve tiyatrolarıyla dünyanın en güzel caddelerinden biridir.

EKONOMİ
1970 ve 80'lerde dünyanın en büyük dört petrol üreticisinden biri durumuna elen meksika,uyguladığı özelleştirme ağırlıklı liberal politikalarla %100'lerin üzerindeki enflasyonu %30'ların altına indirdi.Dünya ekonomi literatürüne Milagro Mexicano(Meksika Mucizesi) olarak geçen bu durum azla uzun sürmedi ve dünya petrol bunalımıyla birlikte Meksika,tarihinin en ağır ekonomik bunalımlarından birini yaşadı.Yeraltı kaynakları açısından son derece zengin olan Meksika aynı zamanda dünyanın en büyük gümüş üretcisidir.Ülkede ayrıca kükürt,çinko,altın,bakır,cıva,kadmiyum,ve kurşun da çıkarılmaktadır.


MEKSİKA SANATI
Meksika'nın edebiyat alanındaki en önemli isimlerinden biri olan Octavia Paz  1990 yılında Noel edebiyat ödülünün sahibi oldu.Eserleri kadar çarpıcı hayatıyla da gündeme gelen ressam Frida Kahlo ise,ölümünden yıllar sonra tüm dünyada büyük ilgi görmeye başladı.Eserlerinin çoğunda model olarak kendisini kullanan kahlo'nun grotesk ve gerçeküstü çalışmaları resim sanatında önemli bir yere sahip.100.doğum yılı olan 2007'de tüm dünyada çeşitli etkinliklerle anılan sanatçının en önemli eserlerinin tümü Mexico Güzel sanatlar Sarayın'da sergilendi.
KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ  NASIL BİR ÜLKEDİR?

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ NASIL BİR ÜLKEDİR?

1571 yılından başlayarak Kıbrıs,Osmanlı yönetimi altında kaldı.1878 tarihli Kıbrıs sözleşmesiyle adanın İngilizlerce yönetilmesi , ama Osmanlı egemenliğinde kalması kabul edildi.1914'te İngiltere tek taraflı olarak bu anltlaşmayı bozdu ve kıbrıs'ı topraklarına kattığını ilan etti.Türkiye bu kararı Lozan antlaşmasıyla kabul etti.Rumlar,adanın yunanistana devredileceğini düşünerek işgali onaylamışlardı ama umdukları gerçekleşmedi ve İngiliz yönetimi adaya yerleşti.1955'te  eski bir Yunan subayı olan Georgios Grivas EOKA örgütünü kurdu ve adada yunan egemenliği için silahlı mücadeleyi başlattı.Makarios ,eylemleri desteklediği için Kıbrıs dışına sürüldü ve iki toplum arasındaki gerginlik giderek arttı.Sonunda Türkiye ve Yunanistan hükümetleri arasında 1959'da varılan anlaşma,İngiltere ve Kıbrıs toplum temsilcileri tarafından da onaylandı.1960'ta Kıbrıs cumhuriyeti Resmen ilan edildi. Yunanistan,İngiltere ve Türkiye adanın bağımsızlığını,bütünlüğünü ve güvenliğini garanti ettiler.Kısa süre sonra iki toplum arasında çatışmalar başladı.1971'den itibaren EOKA'cılar Yunanistan'a bağlanmak için etkinliklerini arttırdılar.1974'te ise  Yunan ordusundan subaylarla beraber Makarios iktidarını devirerek yönetime ek koydular.Türklere karşı başlatılan katliam üzerine,15 temmuz 1974'te Türk Silahlı Kuvvetleri  Girne'ye çıkartma yaptı.Daha sonra ada iki bölgeli bir konuma geldi.13 şubat 1975'te kurulan Kıbrıs  Türk Federe Devleti,15 kasım 1983'te  yerini
KKTC'ye  bıraktı.1985'te yapılan genel seçimlerle meclis kuruldu.KKTC'nin kuruluş bildirgesini kurucu cumhurbaşkanı  Rauf Denktaş okumuştur.Daha sonra yapılan referandum sonucu halk KKTC Anayasasına büyük bir çoğunukla evet demiştir.Şuan cumhurbaşkanlığını görevini (17 nisan 2006'dan beri) Mehmet Ali Talat yürütmektedir.Türk  ve Rum Tarafları arasında yıllardır süren toplumlararası görüşmelerinden bugüne kadar herhangi bir sonuç çıkmamıştır.İki toplum arasında yendiden birleşme imkanı sunan Annan Planı da referandumda Türklerin"evet"ine karşı uzlaşmaz tutumlu rumların "hayır" demesi üzerine gerçekleşmemiştir

KANADA NASIL BİR ÜLKEDİR?

KANADA NASIL BİR ÜLKEDİR?


Vikinglerin MÖ 10.yüzyılda yerleştikleri dünyanın en büyük ikinci ülkesini,Avrupalılar 15.yüzyılın sonlarında keşfettiler. 1534'te Fransızların hüküm sürdükleri topraklarda Quebec bölgesi kuruldu.İngilizler ve Kızıldereliler ile yapılan şiddetli ve uzun savaşlardan sonra 18.yüzyılda bu değerli topraklar İngilterenin eline geçti.1791'de çıkarilan bir yasayla,Fransız asıllıların yaşadığı(Quebec) ve İngilizlerin yaşadığı yukarı kanada (Ontario) diye iki eyalete bölünerek her iki eyalete birer parlemento kuruldu.Quebec bölgesinde İngiliz yönetimine karşın gelişen ayaklanmaların bastırılmasından sonra iki eyalet Birleşik Kanada adıyla birleşti ve 1867'de hazırlanan anayasayla federal bir devlete dönüştü.

Kanada sahip olduğu yüzölçümüyle dünyanın ikinci büyük ülkesidir.Ülkenin doğusu ile batısı arasındaki mesafe uçak ile 8 saat sürmektedir.Böylesine geniş topraklarda çeşitli iklim ve doğal yapılar görülür.Buzullarla kaplı kuzey kesimden ,göller ve ormanlarla kaplı güneye kadar uzanan topraklar üzerinde,Kanadalıların yarattığı ileri gelişmişlik düzeyi birçok dünya ulusunun düşlerini ve ideallerini süslemektedir.


SANAT

Geçmişte ulusal kimliği konusunda çelişkiler yaşayan Kanada ,son 30 yılda bu soruları geride bırakarak sanat ve edebiyatta ön plana çıktı.Margaret atwood önde gelen Kanadalı yazarlardandır.Leonard cohen ise tüm dünyada sevilerek dinlenen Kanadalı müzisyenlerden bazılarıdır.

TARIMSAL ÜRETİM

Toplam ülke topraklarının yaklaşık %7'sinde tarım yapılmasına paralel, modern makinelerin,doğal ve yapay gübrelerin kullanıldığı  verimli üretim Kanadayı dünyanın önde gelen üreticileri arasına sokmuştur.
Kanada yıllardır buğday satan ülkelerin başında yer almaktadır.Tütün,mısır,patates,sebze ve meyve üretimi ile hayvancilik tarımsal faaliyetin temelini oluşturur.

SPOR
Kanada'da doğal şartlar zorlu olsa da Kanadalılar spora çok düşkündür.Kış aylarında en yaygın sporlar buz pateni,kayak ve buz üstünde ,altı düz taşlarla oynanan curling oyunudur.Kanada buz hokeyi konusunda dünyanın en iddialı ülkesidir.Kışın yapılan karnavallar oldukça gözdedir,kültük kesme ve rodeo gibi yarışmalar ilgiyle izlenir.Yazın ise beyzbol ve Kanada Futbolu ülkenin en gözde etkinlikleridir.

KANADA HALKLARI

Kanada nüfusunun büyük coğunluğunu Quebec olarak adlandırılan Fransız kökenliler ile ingiliz kökenliler oluştur.Ülkedeki birçok göçmen grubu arasında en büyük azınlık İtalyanlardan meydana gelir.Toronto dünyadaki beşinci büyük  İtalyan şehridir.Bunun dışında Doğu avrupa,Güneydoğu  Asya ve Güney amerika ülkeleri başta olmak üzere dünyanın bircok ülkesinden insan Kanada'da yaşamını sürdürmektedir.Bu toprakların gerçek sahibi olan Kızıldereliler ile Eskimolar ise toplam nüfusun ancak %4'ünü oluşturur.

MADENCİLİK

Kanada,sahip olduğu madenlerin çeşitliliği ve zenginliği açısından da dünyanın sayılı ülkelerindendir.Demir,nikel,bakır,altın,gümüş,çinko ve uranyum gibi metallerle birlikte petrol ve doğalgaz ülkenin maden varlığını oluşturur.Bugün için ham petrol ve doğalgaz Kanadanın en önemli dışsatım mallarındandır.Batıdaki kıyılardan çıkarılan petrol ve doğalgaz doğudaki rafinerlere ve ABD pazarına boru hatlarıyla taşınır.

R